Agape danışmanlık merkezi
AnasayfaSite içi arama

Psikolojik Danışmanlık

Ergen Danışmanlığı

OKULLAR BAŞLIYOR!

OKULLAR BAŞLIYOR!

ÖĞRENEMİYORUM ÇÜNKÜ REKABET EDEMİYORUM!

Sınıfta parmak kaldırmaya cesaret edemeyen, bilemezsem eğer benimle alay ederler diye düşünen, derslere karşı ilgisizmiş gibi duran, içekapalı, ödevlerini yapmayan, arkadaşlarıyla sorunlar yaşayan ve sürekli davranış sorunlarıyla gündeme gelen öğrencilerin varlığını hepimiz biliyoruz. 


Ne oluyor da bu sorunları yaşıyorlar diye derinlemesine düşündüğümüzde hepsi için çok çeşitli açıklamalar yapabiliriz.


Nedenlerden biri ve belki de en önemlisi “rekabet edememektir”. Rekabete giremeyen herkes de olduğu gibi çocuğun iç dünyası da haset ve kıskançlık duygularıyla dolacaktır. İçinden taşan, anlam veremediği ve kendini huzursuz eden bu duyguları savuşturmak için türlü davranışlar geliştirecektir.


Rekabetle ilgili deneyimleri aile ortamında öğreniriz. Ebeveynlerin rekabetle ilgili kendi kişisel duruşları ve çocuğa sözel ve sözsüz yollarla aktardıkları belirleyicidir. Çocuğun kaybetmeye, kazanmaya ve rekabete yüklediği anlam buradan çıkacaktır.


Sürekli varı yoğu kıyaslayan anne babalar işe bebeklikten başlarlar. Övünerek, erken emekledi, erken konuştu, erken diş çıkardı, erken bezini bıraktı hem de kendi isteğiyle! Eğer sizin bebeğiniz henüz bunları yapmadıysa kıskançlık hissedebilirsiniz. Artık tuhaf bir rekabetin içine çekilmişsinizdir.


Öğrenme, okuma yazma becerilerinin sergilenmesine gelince çocuk  ya süper kahramandır, çok zekidir... Ya da süper kahraman olamadığı için eleştirilip durur. Ebeveynler  kendilerince çocuklarını motive etmektedirler, onları gaza getirip daha başarılı olmalarını sağlıyorlardır!


Türk aileleri kıyaslar ama kıyaslama yaptıklarını da pek kabul etmezler. Çünkü toplumumuzda “rekabet etmek” olumsuz olarak algılanır. Rekabet edenler hırslı ve kötüdürler. Her türlü kural dışı hareketi yapabilir ve rakiplerine saygısızca davranırlar diye düşünülür. Bir yönüyle gerçektir bu. Bunu yıkıcı, kural tanımayan rekabet olarak tanımlayabiliriz. Sağlıklı değildir oldukça yıpratıcıdır.


Olumsuzun karşısına olumlu, yapıcı, kişiliği geliştiren “sağlıklı rekabeti” koyabiliriz.


Çocuk kendisini “kazandığında” değerli, “kaybettiğinde” değersiz hissediyorsa burda ciddi sorun var demektir.


Eğer aile başarılı olma koşuluna bağlı olarak sevgi verirse çocuk hiç bir zaman kendi olamayacaktır. Anne babasının gözünde başarılı olduğu zaman var olacaktır. Diğer zamanlarda değersiz olduğunu düşünecektir.  Bu durum çocuk için yıkıcıdır. Sürekli, başarılı olmalıyım diyerek kaygı ve stres içinde yaşamak demektir.


O zaman çocuğumuza “sağlıklı rekabeti ve işbirliğini” öğretmek ve yaşatmak durumundayız. Sen “iyisin” arkadaşın da “iyi” diyebilmeliyiz.


Ebeveyn çocuğunun gayretine odaklanmalı ve gurur duymalıdır. Çocuğun kendi içindeki gelişimi ile ilgilenmeli, kendisini aşmasını desteklemelidir.


Sevgi dolu, kabul edici ebeveyn çocuğuna güven verir. Yeterli güveni olan çocuk sağlıklı rekabete girecektir. Eksikleri varsa bunlar üzerinde uğraşacak ve öğrenmekten keyif alacaktır.


Başarıya kendi gücü ve emeği ile ulaşmak çocuğu mutlu edecektir.


Nilgün SARI

Uzman Psikolojik Danışman

Geri Dön
İçeriği Paylaş

Makaleler

Agape danışmanlık merkezi
mavera interaktif