Agape danışmanlık merkezi
AnasayfaSite içi arama

Psikolojik Danışmanlık

Çocuk Danışmanlığı

İlk Çocukluk Döneminde Bilişsel Gelişim


Çocuklar yetişkinler gibi düşünmezler. Dünyayı anlama ve anlamlandırmada kendilerine özgü yöntemleri vardır. Bunları şekillendiren ise bilişsel süreçleridir.

İlk çocukluk (3-6 yaş) dönemindeki bilişsel gelişimi geçmişe yapacağınız bir yolculukla incelemeye ne dersiniz? Hatırlamaya çalışın; üç yaşınızda, dört yaşınızda, beş ve altı yaşlarınızda neleri yapabiliyordunuz?

Muhtemelen sizde üç yaşındaki hemen hemen her çocuk gibi bağımsızlığınızın  önemli bir temsilcisi olan “hayır” kelimesini çok sık kullanıyor ama neredeyse anne babanızın peşinden hiç ayrılmıyordunuz.

Dört yaşınızda sadece isteklerinizi dile getirmek için değil, anlatmak anlamak için hiç durmadan konuşuyor, artık çevrenizde olup biteni daha rahat anlıyordunuz. Çevrenize olan ilginiz gittikçe artıyor ve “neden” kelimesini çok sık kullanıyordunuz.

Beş-altı yaşlarınızda; sorularınızın sayısı iyice artmış, hangi durumların ve neyin doğru olup olmadığı hakkında bilgiler edinmeye ve öğrendiklerinizi her fırsatta deneyimlemeye çalışıyordunuz. Bununla birlikte  davranışlarınızı  kendi kendinize de değerlendirmeye başlamıştınız.

Doğumdan itibaren hızlı gelişim ve değişimlerle geçen ilk iki yılın ardından gelen ilk çocukluk döneminde toplumsal ilişkiler, bilişsel gelişim dil gelişimi ve kişilik gelişimi önemli derecede farklılaşır.

Peki nedir bilişsel gelişim? Bilişsel gelişim genel olarak öğrenmeyi, anlamayı ve anlamlandırmayı içeren zihinsel faaliyetlerdir. İlk çocukluk dönemindeki çocukların başarıyla tamamlamak zorunda oldukları bilişsel görevler vardır.

  • Sosyal olaylar ve toplumsal düzene ait basit kavramlar oluşturmalıdırlar. Böylece sosyal olarak uygun kural ve davranışları anlar ve içselleştirirler. Yeri geldiğinde bu kuralları deneyimlerler. (kendisine bir şey verildiğinde teşekkür etmek veya bir şey alırken izin istemek vb.)
     
  • Olaylar ve durumlarla ilgili iyi/kötü, doğru/yanlış gibi kavramları öğrenmeli, bunları içselleştirmelidir. Buna bağlı olarak vicdan kavramının gelişimi de bu dönem içinde beklenir.
     
  • Canlı ya da cansız nesneleri sınıflandırabilmenin gerçekleşmesi. Gösterilen resimdeki hayvanın adını bilmesi, örneğin kedi olduğunu söylemesi aynı zamanda bunun bir hayvan olduğunu ve kavram hiyerarşisi içinde canlı olarak yer aldığını anlayabilmesi ve sınıflandırabilmesi beklenir.
     
  • Duyuları yoluyla (dokunarak, koklayarak vb.) somut kavramların, tasarımlar yoluyla soyut kavramların ilişkilerini anlayabilmelidir. Örneğin aynı renk, büyüklük ve şekildeki nesneleri ilişkilendirebilmeli ya  da akraba ilişkilerini anlayabilmelidir.
     
  • İletişimde dilin kullanımının artması beklenir. Dil sadece isteklerin ifade bulması için değil, fikirlerin dile gelmesi için de kullanılmaya başlar ve sözcük dağarcığı giderek artar.

3-6 yaş arasında çocuklar genel olarak nesnelerin görüntüleri ile karar verirler. Gerçek ile görüneni birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Nesnenin korunumu için gerekli bilişsel gelişim henüz tamamlanmamıştır. Bu nedenle herhangi bir nesnenin şeklinin değişmesi yada değişik şekillerde yerleştirilmesi nesnenin gerçek görünümünü zihninde tasarlamasını engeller.

Belirli bir zamanda gerçekleşmiş bir durumun yalnızca bir yönünü ele alabilirler. Olayların ortaya çıkışına neden olabilecek bir çok olasılığı birden dikkate alamazlar. Daha çok hareket ile ya da gerçekliğin sadece bir kısmı ile uğraşırlar.

Aynı zamanda  benmerkezcilik’le başlayıp empatiye doğru giden bir gelişim seyri içindedirler. Benmerkezci olmaları, sadece hayatın merkezine kendilerini koydukları anlamına gelmez, karşı tarafın duygu, düşünce ve gereksinimlerini anlama ve fark etmedeki zorlukları olduğu anlamına da gelir. Karşılarındaki  ile empati  kuramıyor olmalarını, çocukların birbirlerine karşı ya da hayvanlara karşı oldukça acımasız olabildikleri davranışlarında gözlemleyebiliriz.

3 yaşındaki çocuklar henüz karşı tarafı tam olarak fark edemezler. Nesneler hakkındaki kararları anlık, görünür koşullara son derece bağlıdır. Diğer insanların gördüklerini ya da deneyimlediklerinin kendi deneyimlerinden farklı olduğunu çok az kavrayabilirler.

4-5 yaşındaki çocuklar karşı tarafın duygularını fark etmeye ve empati kurmaya başlarlar. “O benim düşündüğümden farklı düşünüyor” cümlesi bu yaşların beklenen farkındalığıdır. Görünen durum ile altta yatan gerçek ayırt edilmeye başlanır. Artık çocuk için kedi maskesinin gerçekte kedi olmaması gibi.

Kendi zihinlerinde teoriler üretmeye başlarlar. İnsanların hareketlerini şekillendiren nedenlerin sadece gerçekler ya da durumlar değil aynı zamanda kendi inandıkları ve düşündükleri de olabildiğini kavrarlar. Farklı düşünce ve inançlar olabileceğine, doğru olarak tanımlananın yanında insanların kendi inançları ve fikirleri ile hareket edebileceklerini anlarlar. 

3-6 yaşlar arasında çocuklar miktar, ağırlık ve sayı korunumunu anlayamazlar. Yani ağırlığın, miktarın biçim değişmelerine rağmen aynı kalacağını kavrayamazlar. Aynı miktarda sıvı alan ancak biri geniş biri dar ve uzun olan iki kabın içindeki sıvı gözü önünde birbirinin içine boşaltılsa da yinede iki kabın aldığı sıvı miktarının eşit olduğunu kavrayamazlar
 

Bilişsel gelişim nasıl desteklenebilir?

3-6 yaş arası bir çocuğun anaokuluna başladığı ve bilişsel gelişime öğretmenlerin de katıldığı bir dönemdir. Ancak öğretmenlerin varlığı çocuğun bilişsel gelişiminde anne babanın rolünü hafifletmez. Bilişsel gelişim; çocukların fiziksel ve sosyal çevrelerine etkin olarak katılımlarıyla gerçekleşir. Bu nedenle ev ortamı ve sosyal çevre gelişim için uyarıcı olma özelliklerini her zaman korur. Bilişsel gelişim unsurlarından olan kavram ve düşünme becerisi içinde bulunulan ortam iyi değerlendirildiğinde, düşünmeye yönlendirici uygun sorular sorulduğunda her zaman her yerde gelişebilir. Örneğin hayatınızın içinde rutin olarak yaptığınız market alışverişinizi çocuğunuz için bir öğrenme ortamına dönüştürebilirsiniz. Bu etkinlik sayesinde çocuğunuz sayı, renk, büyük-küçük, ıslak-kuru vb. kavramlarla karşılaşıp, görme, duyma ve koklamayla ilgili bir çok deneyim elde edebilir.

Her çocuk girdiği her ortamdan aynı derecede etkilenmez. Gelişimsel olarak hazır olması ya da olmayışı öğrenme sürecini etkileyecektir.

Anne babanın görevi; doğru sorular ve uyarıcılar ile çocuğun dikkatini istenilen yöne çekebilmek olmalıdır. Çocuğunuz için iyi bir gözlemci olun. Gözlemleriniz sonucunda elde ettiğiniz verilerle öğrenme merakını uyandıracak etkinlikler hazırlayın ki çocuğunuz bu etkinliklerden en verimli şekilde yararlanabilsin. 

Planladığınız etkinlik ya da deneyim sonucunda bir öğrenme gerçekleşmemiş ise etkinliğin çocuğun gelişimine paralel olup olmadığını kontrol edin. Bilişsel gelişimi desteklemenin en iyi yolu çocuğunuz ile geçirdiğiniz zamanı etkin olarak kullanabilmektir. Bir takım nedenlerden dolayı (çalışma koşulları, hastalık vb.) çocuğunuza çok uzun zaman dilimleri ayıramıyor olabilirsiniz. Önemli olan her gün on dakika da olsa birlikte geçireceğiniz süreyi -çocuğunuzun gereksinimleri ve gelişimini dikkate alarak- en iyi şekilde değerlendirebilmektir.
 

Çocuğunuzla vakit geçirirken bilişsel gelişimlerini destekleyebilmeniz için birkaç ipucu;
 

  • Kuralları belirli tek sonuçlu aktiviteler düzenleyin. Bu tarz aktivitelerde yalnız bir doğru yöntem ve tek sonuç vardır. Böylece çocuğunuzu belli bir biçimde düşünmesini ve yapmasını sağlamış olursunuz. ( yap-boz vb.)
     
  • Birden fazla sonuç ve ürün ortaya çıkabilecek etkinlikler düzenleyin. Çocuğunuzun araştırıp keşfedebilmesini, birçok olasılık hakkında düşünebilmesini ve farklı çözüm yolları üretebilmesini sağlamak için planlanan bu tarz aktivitelere örnek olarak bloklar, Legolar, hamur oyunları vb. malzemeler verilebilir.
     
  • Etkinlikler ve ortaya çıkan ürünler hakkında çocuğunuzla konuşun.Hangi yöntemleri düşündüğü, farklı hangi yolların kullanılabileceği, başka neler yapabileceği gibi sorular ile çocuklarınızın düşünmelerini teşvik edebilirsiniz.
     
  • Televizyonu öğrenmede bir araç olarak kullanın.Televizyonun çocukları bir çok kavramla karşılaştırdığı ve merak duygusunu kamçıladığı bir gerçektir. Ancak çocuklar gelişimlerine uygun programlar izlemediklerinde televizyonun onlar üzerinde olumsuz etkileri olduğu da bilinmektedir. Gelişimlerine uygun olmayan programları izlediklerinde buradaki görüntüleri kendi bilişsel gelişimleri ile yorumlayacak ve daha çok etkileneceklerdir. Yetişkin için televizyonda izlenen bir ölüm olayı ile gerçek hayattaki ölüm olayı birbirinden farklıdır. Yetişkin bu bilinç ile izler. Oysa çocuklar televizyon izlerken özellikle 7 yaşına kadar tam olarak soyut düşünce gelişmediğinden gerek çizgi filmleri gerekse filmlerdeki görüntüleri olduğu gibi algılarlar. Kendilerini orada gerçekleşen sahnelerin tamamıyla içinde hissedebilirler. Dolayısıyla özdeşim kurduğu kahramanın bir hareketini olduğu gibi taklit etmeye çalışabilir, kendisinin yada arkadaşının üzerinde deneyebilirler. Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansımış bir sürü haber bunun göstergesidir. Kendisinin de süperman olabileceğini düşünerek balkondan atlayan çocuğun haberi ile bir çoğunuz karşılaşmışsınızdır. Bu nedenle televizyon izleme ailece yapılması gereken bir etkinlik olmalıdır.
     
  • İçinde bulunduğunuz her ortamı ve her malzemeyi gelişimleri için bir fırsat olarak kullanın. Bulunduğunuz ortamlardaki (bu bir gezi, mutfağınız, alışveriş merkezi veya hastane olabilir) uyarıcı malzemeler ile yönlendirici sorular ve olası problemler ile çocuklarınızın karşılaşmasını sağlayabilirsiniz. Böylece çocuklarınızın dikkatini, öğrenmeye hazır oldukları nesnelere yöneltebilir ve merak duygusunu harekete geçirebilirsiniz.
     
  • Taklit etme, ve rol yapmayı kullanın.  Taklit etme ve model olma öğrenme yollarından biridir. Taklit yoluyla çocukların istenilen nesne ya da durumun özellikleri üzerinde düşünmeleri, değerlendirmede bulunmaları ve yargıya varmaları sağlanabilir. Örneğin annenin çocuğunun yemek yeme davranışını içinde -alay barındırmadan- taklit etmesi gibi. Böylece çocuk davranışı ile ilgili kendisini görme ve değerlendirme şansı bulur. Çocukların çeşitli hayvanları taklit etmelerini sağlamakta  örnek olarak verilebilir. Bu da çocuğun hayvanlar üzerinde düşünmesini ve merak duygusunu tetikleyecektir.
     
  • Çocuklarınıza model olun, yaratıcılıklarını keşfetmelerini sağlayın. Model olma yoluyla çocukların dikkati daha önce farkına varmadıkları bir şeyin  üzerine çekilebilir.Malzeme ya da durumla ilgili farklı neler yapılabileceğini gözlemleme fırsatının sunulması çocukların yaratıcılıklarını harekete geçirecektir. Örneğin deniz kenarında kumla oynayan çocuğunuzun yanına giderek farklı malzemeler kullanarak değişik şekiller ortaya çıkartabilir ve çocuğunuzun da bunları görerek kendisine özgü ürünler ortaya çıkartmasını sağlayabilirsiniz. 
     
  • Aktiviteleri yaşarken mizahı ve eğlenceyi de kullanın. Bu tarz etkinlikler birlikte keyifli vakit geçirmenizi sağlarken, bu sırada rahatlayan çocuğunuzun farklı özelliklerini sergileyebilmesine de fırsat verecektir. Çocuğunuzun sergilediği bu farklı özellikler sadece sizin için değil, çocuğunuz içinde bir keşif olacaktır. Mizahın kullanımı dil gelişimi ve zihinsel gelişimin göstergelerindendir.
     
  • Farklı kavramlarla karşılaşmasına ve kavramları birbirleriyle ilişkilendirmesine yardımcı olun.  Çocuğunuzun kavram gelişimi, yeni öğrenilen nesnenin niteliklerini ve o nesneyi tanımlayan özelliklerifark etmesive bu nesnenin daha önce öğrenmiş olduğu nesnelerle olan benzerlik ve farklılıklarını görmesiyle gerçekleşir. Örneğin kuşlarla ilgili yeni kavramlar öğrenmesini istediğiniz çocuğunuzu bir hayvanat bahçesine götürerek farklı kuş türleriyle karşılaşmasını sağlamak ve kuşların benzer yada farklı özellikleri üzerinde konuşmak gibi. (yaşadıkları yerler ve iklimler, beslenmeleri, üremeleri vb.)
     
  • Çocuklarınızın kendilerini görmelerini sağlayın ve yanlışlarına rağmen yeniden denemeleri konusunda cesaretlendirin. Çocukların sınırlarını ve neleri yapabildiklerini görebilmeleri için uygun ortamların sunulması önemlidir. Yaşları ve gelişim seyirleri dikkate alınarak dikkate alınarak yapabileceği, düzenleyebileceği etkinliklerle ilgili sorumluluklar verin. Yanlış yaptığı durumların sonuçlarını yaşamasına ve katlanmasına izin verin. Hatalar üzerinde konuşmak ve tartışmak olumsuz deneyimlerden olumlu şekilde yararlanılmasını sağlar.

Bilişsel gelişim;

  • Bireyin içinde bulunduğu dünyayı anlamasını ve anlamlandırmasını sağlar.
  • Ortaya çıkan herhangi bir duruma alternatif çözüm yolları üretebilmesini sağlar.
  • Kendisini doğru olarak ifade edebilmesini sağlar.
  • Akıl yürütebilmesini sağlar.
  • Bir yanıyla içinde bulunduğu sosyal ortama uyumlu olmasını diğer yanıyla kendisine özgü olmasını sağlar.

Bu günün ve geleceğin problemlerini sağlıklı olarak çözebilen bireyler yetiştirmenin en önemli yolu; bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde beklenen bilgi, beceri ve davranışların kazanılmasında onlara destek olmaktır.

 

Meltem CANVER KOZANOĞLU - Uzm. Psikolojik Danışman
AGAPE Danışmanlık Merkezi


*Bu makale Çocuğum ve Ben Dergisi Kasım 2005 sayı 30 da yayınlanmıştır

Geri Dön
İçeriği Paylaş
Agape danışmanlık merkezi
mavera interaktif